24 Temmuz 2013 Çarşamba


Dünyayı bir salyangozun izlerinde dolaşsam,
Elimde parlak bir harita
Hiçbir atlasta henüz yer almamış.
Ardımsıra yollara hayalimin kırıklarını bıraksam
Yeter mi bu izler beni kendime getirmeye acaba?

Didem Madak

1 Nisan 2013 Pazartesi

Dümen Suyu

 Bütün devrelerin birbirine girdiği bir dünya zamanıydı, viraneydi zahir. Bizi ilmek ilmek sökmüşlerdi, hiçbir şey söktükleri yerde değildi.
  Burası yeni bir yer... her şey dingin ve her şey huzurlu olacak burada, dediydin. Öyle oldu. Bugün, çünkü, sebzeli makarna yaptım. Her şey dingindi. Bugün o sebzeli makarnayı yedim. Her şey sessizdi. Sardunyalara ve mor şebboylara su verdim, çiçeklerle aramda yeni bir dil geliştirdim bugün. Ama ''simdi'' bugünün anlatılamaz olduğunu biliyorum. Dinginlik, ne yazık ki takatsiz bir şeydir. Hafızanın duvarlarında tutunamayacak kadar mecalsiz bir şey.Bugün değil, sonra, belki çok sonra o duvarlarda silik bir iz, kim bilir, kalır?
  Her şeyin dindiği, bir iki kekeme ruh kabarcığından başka, dümdüz kalakaldığı, kıpırtısız, çarşaf gibi bir dinginliğin içine vakumladım kendimi. Burada, Kırklar'da...
  Nerede o başı dağlı, aşkı leyla? Dibe, içimin en dibine yatırdığım, uyuttuğum kartal kanatlı ?
 Sana gelmek içi doğruldum ama olmuyor. Ben bu nezaketle ve boynumda yaralı iki salyangozla ancak durabiliyorum. Bölük pörçük bir cümle hatırlıyorum ama hatırladığım da hatırlamak olmayabilir!
   İnceliğim, dal gibiliğim, ellerim... İnsanın hayatla kurduğu ilişki en çok ellerinden okunurmuş. Ellerimden okunuyor: Sakin,zayıf,yavaş,kuru. Usul usul saça, yaprağa, suya, kapıya değiyor. Usulca günü geceye, geceyi güne çeviriyor. Ellerim, hayata karşı yeni bir merhamet.
  Peki ya o dağlı, ya o leyla?
Kar kıvamı, yanış,yakış,dönüş, düşüş tasarımı?
 Aşk ve maraz, ihanet ve yara, ömür ve hafıza; dünyada bulunmanının bahaneleri,dünyada bulunmanın halleridir.İşte bunlar üstüne düşünüyorum, kaç zamandır,burada, bu dingin bahçede, bu sessiz odalarda. Sana gelmek için ağrımı uyandırmaya çalıştım ama olmuyor. Mayalanmış o, mantarlanmış, beni bilmiyor.Çok zamandır bunlar: Sessiz ayaklarım, sessiz konuşmalarım, sessizlikten neredeyse unuttuğum nefeslerim,iççekişlerim. Ellerim, çiçekler, bahçe. Burada Kırklar'da bu sakinlikte.
 Unutmakla unutmamak arasına gerili o sırat köprüsünden geçiyorum. Karşımda iki eşek:''sen yana ben yana''. Duruyor. İkimizin resmini çıkartmışlar yan yana. Hey doktor! Ruhumdaki kadim yırtık hala yerinde mi?Karanlık ve içerlek bir cümbüş o, doktor! Dik onu doktor. Hey,
   
Birhan Keskin-Ba

1 Mart 2013 Cuma

   2010 Yılında tanıştım ben Müslüm Gürses'le. Çok sevdiğim dostumun Murathan Mungan'ın Seçtikleriyle Müslüm Gürses albümünü hediye etmesi üzerine dinlemeye başladım. Bütün uzuvlarıyla şarkı söyleyen bu adam  hiç çıkmasın hayatımızdan.

7 Şubat 2013 Perşembe

1 Şubat 2013 Cuma

     Açmaya çalıştığı hiçbir konu konuşmamızı renklendirmiyor, tıkandığımız yeri açmıyordu. Sessizlik bu durumu fark etmemizi sağlayacak diye ikimiz de sürekli konuşup duruyorduk. En ilgisiz konulardan bile art arda söz açıyorduk sırf susmamak için; susarsak o sessizliğin göstereceği şeyi görmemek için.
    Biliyorduk: Soluğumuz tükenip gözlerimiz biririne değdiğinde korkuğumuz şeye yakalanacaktık: Konuşamadıklarımıza

-Murathan Mungan-

23 Aralık 2012 Pazar

Hable Con Ella

  Bana bu saatte bu yazıyı yazdıracak kadar enfes müziklere sahip olan film: Hable Con Ella.. Çok isteyerek alayım elime kemanı da şunu bir deneyeyim dedim içimden sonra saate baktım. Saat 04:04. Yarın pazartesi olmasından mütevellit bütün apartman sakinlerinin uyuduğunu ve buna evdeki arkadaşın da dahil olduğunu daha elim kemana uzanmadan üzülerek farkettim. Henüz uyumamış arkadaşlar için geliyor sıradaki parçamız. Diğer versiyonları olmakla birlikte en yoğun keman vibrasyonlarının hissedildiği şekliyle paylaşmak istedim. Dinledikten sonra uyumak kolay olmayabilir:)